Hoşgeldiniz  

Ben Görevimi Yaptım Takdir Büyüklerimizin

editor kalemi | 10 Kasım 2018 | Köşe Yazıları


editor kalemi
editor@hotmail.com

Ülkemizde bugünlerde en çok konuşulan konu yaklaşan belediye başkanlığı seçimleri.

Herkes Birbirine Soruyor;
Kim aday adayı ?
Kim Başkan Olur?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, her hangi bir beldenin, ilin, ilçenin belediyesi, o yerin “Ev Sahibidir. Halkın oyunu alıp gelen en etkili kurumdur. Vali ya da Kaymakam’ı olsun, Emniyet Müdürü olsun, Garnizon Komutanı olsun bunlar hep tayinle gelen ve her an gidebilme ihtimali olan kurum müdürleridir. Fakat Belediye Başkanı, oranın temel taşı, tayininin çıkma ihtimali olmayan, tabiri caizse demirbaşıdır.
Bunu, şunun için söylüyorum. Kurumlar arası şayet uyumsuzluk ve koordinesizlik mevcut ise, o yerin “EV SAHİBİ” olan Belediye Başkanı, olaya hemen el atıp problemi, tarafları görüştürerek çözüme kavuşturur. Bu, Belediye Başkanı’nın aslı görevidir.
Aday adayı olan ve olacak diye isimleri geçen kardeşlerime bakıyorum, içim sızlıyor. Hiçbir hemşerime hakaret etmek onları yermek gibi bir niyetim yok. Ancak gönül ister ki aday adayı olacak, hatta partiler tarafından aday gösterilecek kişinin;

Herseyden evvel şehriyle gönül bağı olmalı; aday, şehrine sevdalı olmalı,
Aday, şehrini bilmeli, tanımalı. Aday dertli olmalı, şehrinin derdini taşıyor olmalı,
Aday, seçildiği gün bir sonraki seçimi düşünen ve stratejisini buna göre belirleyen değil, geride iyi bir isim, iyi bir iz, hoş bir seda, güzel bir gelenek bırakmayı hedefleyen; dengeleri ve konjonktürü değil şehrini ve hemşerilerini gözeten olmalı.
Aday samimi olmalı, dürüst olmalı, güvenilir, adil olmalı. Samimiyeti, dürüstlüğü, eminliği ve adaleti koltukla ve parayla tanışınca sarsılmayacak kadar sağlam olmalı.
Aday cesur olmalı. Her taraftan yamyamlar saldırmaya başladığında ölümü göze alıp şehrinin parasını koruyabilecek kadar gözü pek olmalı. Akrabasını, eşini, dostunu uzakta tutabilecek kadar dirayetli olmalı.
Aday, kendisine emanet edilen parayı namusu, şerefi bilmeli. Helal dairesini genişletecek, haram dairesini daraltacak kadar pervasız olmamalı.
Aday, milletin önündeki hesap gününü dert edindiği kadar Büyük Hesap Günü’nü de dert edinmeli. Alnı secdedeyken dahi beton düşünen, demir düşünen değil; kendisini her an muhasebeye çekebilecek ve titreyip kendisine çeki düzen verebilecek bir aday olmalı.
Milletin kaynaklarını keyfice çarçur eden değil; her kuruşa imza atarken karşısına yoksulların, yetimlerin, emekçilerin mahzun yüzü gelecek vicdanlı insanlar aday olmalı.
Aday mütevazı olmalı. Tevazuu seçildikten sonra da devam edecek kadar sağlam karakterli olmalı. Kırmızı-mavi ışıklı arabasıyla ve rahatsız edici sireniyle trafiği yarıp geçen değil, her an halkın içinde olan, yürüyen, koşan, koşturan bir belediye başkanı olacağını hissettirmeli.
Belediye başkan adayı şehrinin belediye otobüslerine binmiş ve belediye otobüsleriyle irtibatı devam eden bir aday olmalı.
Aday halka derviş olmalı; halkın parasına göz dikenlere cengaver olmalı.
Belediye başkan adayının şehrine ilişkin bir muhayyilesi, bir tasavvuru olmalı. Şehrini 5 yıl, 10 yıl, hatta 100 yıl sonra nerede görmek istediğine ilişkin bir planı, projesi olmalı ve bunu da açıklamalı.
Adayın mutlaka önceden açıklayacağı bir ekibi olmalı; bu ekibin içinde de, yine mutlaka en az bir tane şehir plancısı veya mimar olmalı.
Aday elbette becerikli olmalı. Kendisine emanet edilen parayı yönetecek kıvraklığa, iş bitirecek, sonuç alacak azme sahip olmalı; ama aynı zamanda tarih şuuruna, yeşile ilişkin bir felsefeye, yaşanabilir şehir hayaline sahip olmalı.
Şehrine ilişkin hedefleri büyük gökdelenler, hızlı akan trafik, otel mahalleler, devasa projeler olan adaylar değil; artık küçük meseleleri, kaldırımları, yollardaki çukurları, çamuru, tabela kirliliğini, estetik kusurları dert edinen adaylar olmalı.
Aday şehrini otomobillere göre değil yayalara göre; çocuklara, yaşlılara, engellilere göre tasarlayacak bir vizyona sahip olmalı.
En önemlisi: Aday, sadakatle birlikte, mutlaka ve mutlaka liyakate göre belirlenmeli. Eş, dost, akraba ilişkileri aday belirlemede asla ve asla kriter olmamalı.

Diyeceksiniz ki, bu kadar özelliği olan, bütün bu hasletleri üzerinde taşıyan birileri var mı ki?
Evet belki bunların hepsini taşıyanı yoktur, ancak bunların bir çoğunu taşıyan kişiler tabiki var. Ama bakıyorum bunlardan hiç birinin adı, sanı bile geçmiyor.
Mesala bu hasletlerden bir çoğunu taşıdığını düşündüğüm bir kardeşimle bir mesele ile ilgili telefonda konuşurken laf lafı açtı, Mart seçimleri konu oldu. İlçemize aday adayı adı geçenler ile ilgili kısa da olsa bir muhabbetimiz oldu. Kendisine niçin aday adayı olmuyorsun, ilçemizin sizlere ihtiyacı var, yeter artık gel birazda memleketine hizmet et dediğimde; üniversitelerde ders olarak okutulması gerektiğini düşündüğüm bir mütevazilikle, tam bir yörük ağzı ile;
Allah razı olsun gardaşım, Bizde görev istenmez, verilir. Yani bizim inancımızın gereği budur. Hz. Peygamber”in bir sözü idi. Peygamber efendimizden yöneticilik görevi (emirlik) isteyen Abdurrahman bin Semura”ya demişti ki:
“Abdurrahman, sen yöneticilik isteme. Çünkü böyle bir görevi isteyerek alırsan onunla baş başa bırakılırsın, ama sana istemeden verilirse Allah”ın desteğini bulursun”. Hadisini hatırlattı.
Devam etti; Daha liyakatli kimseler bulunduğunda iltimasla onların önüne geçmeye çalışmak, talep eden açısından bir kul hakkına tecavüz, görev veren açısından da emanete hıyanettir. Hatta fıkıh kitaplarımızda rüşvetle ya da iltimasla kâdı (hâkim) olan birisinin verdiği hükümlerin caiz/geçerli olmayacağı, alacağı maaşı hak edemeyeceği, alırsa haram yemiş olacağı dahi söylenmiştir. Hz. Peygamber”in şu sözleri bunu teyit eder:
“Kim müslümanların işinde yetkili olur da bir iş için daha layık, Allah”ın kitabını ve O”nun elçisinin uygulamasını daha iyi bilen birisinin bulunduğunu bildiği halde başkasına görev verirse Allah”a da, O”nun Rasulü”ne de, bütün müminlere de hıyanet etmiş olur”.
Evet değerli arkadaşım çok doğru söylüyorsun ancak aday adayları içerisinde senden liyakatli kaç kisi var? Dediğimde;
“Bu liyakati kendi vicdanım ve ahlakım ile belirlemem çok zordur. Herkes kendisinin, ya da kendi grubundakilerin elverişli olduğunu sanır. O halde bunun ölçütlerini koyup uygulayacak olan da yine devlettir” cümlelerini sarfetti.
Ayrıca, “kardeşim, Sayın başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, belediye ve il başkanları ile bürokratlara da, parti yönetiminden davet gelmeden adaylık için görevlerinden ayrılmamaları uyarısında bulundu, biz başkanımızın emrindeyiz, o ne derse onu yaparız” sözleri beni derinden etkiledi.
Şimdi siz büyüklerimden, mecliste bizleri temsil eden Vekillerimizden; bu görevi en iyi şekilde yapacak, yukarıda saydığım jasletlerden hiç olmazsa yarısını taşıyacak kardeşlerimizi tespit etmenizi, eğer böyle olan kardeşlerimiz aday adayı olmamışsa, bu göreve talip olmasını bizzat tevdi etmenizi istiyoruz. Bunu milletimiz ve devletimiz için istiyoruz.
Değerli buyuklerim,
Ben insanlık görevimi yerine getirdiğimi düşünüyorum, ahirette bu konuda hesaba çekilmeyeceğimi düşünerek vebali ve sevabıyla gereğini sizlerin tercihine bırakıyorum.

Editörün Kaleminden

  • 18
  •  
  •  
  •  
  •  
    18
    Shares
127 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Reklam

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

DOLAR 5,3805
EURO 6,1250
BIST 91.686,35
ALTIN 211,2172

ANKETLER

Üzgünüz, şu an hiç anket bulunmuyor.
© 2018 - Tüm yayın hakları adanaliyik.net'e aittir. İzinsiz veya kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.