Hoşgeldiniz  

Adana’da Göç, Güvenlik ve Sosyal Uyum Çalıştayı

editör | 31 Ekim 2019 | Genel, Manşet A- A+

İÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil, Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge oluşturup, Türkiye’deki Suriyelilerin geri dönüşümüne ilişkin yaptığı etkin çalışmalarda önemli bir başarı sağladığını belirterek, “Ama bunun ne kadar da etkili olacağını daha gerçekçi tartışmak lazım” dedi.


Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komserliği’nin (UNHCR) işbirliğinde Adana’da, ‘Göç, Güvenlik ve Sosyal Uyum Akdeniz Bölgesi Üst Düzey Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştaya, İçişleri Bakan Yardımcıları Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil ve İsmail Çataklı, Adana Valisi Mahmut Demirtaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Avaz, UNHCR Türkiye Temsilci Vekili Giulia Ricciarelli Ranawat ile Akdeniz bölgesindeki valiler, belediye başkanları, askeri yetkililer ile kamu ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Giulia Ricciarelli Ranawat, dünya genelinde her gün çatışma ve zulüm nedeniyle 44 bin kişinin zorla yerinden edildiğini, bu rakamın 2 saniyede bir kişinin göç etmek zorunda kaldığı anlamına geldiğini kaydetti. Dünyadaki mültecilerin yüzde 63’ünden fazlasına sadece 10 ülkenin ev sahipliği yaptığını anlatan Ranawat, Türkiye’nin ise misafir ettiği 4 milyon mülteciyle dünyada en çok mülteci barındıran ülke olduğunu vurguladı.

Vali Mahmut Demirtaş da Adana’da 240 bin Suriyeli ile çoğu Irak uyruklu 5 bin 500 civarında da uluslararası koruma kapsamındaki yabancının yaşadığını anlattı.

Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Avaz da güvenlik ve insan hakları dengesinden ödün vermeden, göçmenlerin kurallara uyum içerisinde yaşamaları için yeni programlar devreye soktuklarını belirterek, “Dünyanın gelmiş olduğu noktada ve belki göçün temel sebeplerine olan çözümlerdeki, çabalardaki eksiklik nedeniyle önümüzdeki dönemde göç ve göçmenler varolacaklar. Belki Suriye krizi çözülse, Suriyeliler’in tamamı yerlerine dönse de önümüzdeki dönemlerde sayılar farklı olsa da farklı göç hareketlerine muhatap olacağız. Bununla ilgili çok sağlam göç yönetimi inşa etme gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

NE ZAMAN BİTER BİLMİYORUZ

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise son 100 yıllık süreçte Anadolu’daki nüfusun yüzde 35’inin sınırların dışından göç ederek, bu topraklara geldiğini kaydetti. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi yapı itibarıyla, çevresindeki ülkelerin istikrarsız olması nedeniyle göçle karşı karşıya kalındığını anlatan Çataklı, Suriye’de istikrarın sağlanması için ve Türkiye’deki Suriyelilerin ülkelerine dönebilmeleri için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.

GÖÇ DALGASI DEVAM EDECEK

İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil de Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 2017 yılında dünya üzerinde 68 milyon kişinin yer değiştirdiğini, 2018 yılında bu rakamın 70 milyona yükseldiğini, 2019 yılında da artmasını beklediklerini açıkladı. Koruyucu önlemler alınmazsa küresel göç rüzgarının dindirilemeyeceğini vurgulayan Erdil, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son 5 yıldır bu dalga küreselleşmeyle birlikte sınırlardaki duvarlar aşağı çekildikçe, duvarlar kalktıkça, Suriye’de yaşayan kriz sönümlense de ki sönümlendiriliyor çok şükür, bu göç dalgası devam edecektir. Aslında dünya buna hazırlanmak için yeni konvansiyonlar, hazırlık çalışmaları sürdürüyor. Rakamlar bu trendin artarak devam edeceğini göteriyor. Son 3-5  yıldır ülkeler duvarlarını, girişi-çıkışı disipline etmek için zorlayıcı düzenlemeler getiriyor ancak bu küreselleşme dalgası büyük bir rüzgar, önlemek mümkün değil. Türkiye’de geçici barınma çerçevesinde bulunan veya Türkiye’de yaşayan ki bunlar artık 9-10 yıldır buradalar. Biz geçici barınma statüsünde okumaya devam ediyoruz ama bu okuma, bu yorumun yeniden daha gerçekçi bir şekilde ele alınması lazım. Türkiye güvenli bölge oluşturup burada bir cazibe merkezi oluşturup göçün tekrar geriye dönüşümüne ilişkin etkin çalışmalar yapıyor, önemli bir başarı da sağladı ama bunun ne kadar da etkili olacağını daha gerçekçi tartışmak lazım. Çünkü burada bu düzene, çalışma hayatına, iş hayatına katılan, eksik de olsa fazla da olsa böyle bir süreç işledi.

Biraz da mesleki açıdan bir hoca olarak baktığım için burada bunların uyumunu, çalışma hayatına katılım açısından, sosyal hayata ve düzene, hukuka, günlük yaşamın düzenine uyum açısından ve kültürel yaşama uyum açısından ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ürettiği hizmetlere katılım açısından bir çerçevede ele alınıp, entegrasyonunun daha etkin ve daha bir yüksek enerjiyle, motivasyonla ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Belki biraz aykırı bir düşünce.”

21 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Reklam

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

DOLAR 5,7013
EURO 6,3110
BIST 106.805
ALTIN 268,44
© 2018 - Tüm yayın hakları adanaliyik.net'e aittir. İzinsiz veya kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle